Cumhuriyetimizin kuruluşunun 95. yıl dönümünü büyük bir coşku ve gururla kutlamanın mutluluğunu hep birlikte yaşarken, başta Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.
 
Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık devlet geleneğimizin vatan topraklarında yükselen son abidesidir. Bağımsızlığı karakter edinmişliğin, millî birliğin, sarsılmaz bir imanın ete kemiğe büründüğü bir iftihar tablosudur. Bütün dünyanın şaşkın bakışları altında istiklâl uğruna ölüme meydan okuyan, zulme geçit vermeyen, imkânsız gibi görünen bu kutlu zafere imza atan kahraman bir neslin emanetidir. Türk milleti; atalarının, bedelini kanıyla, canıyla ödeyerek miras bıraktığı bu ülkede nice büyük işler yapmanın cesaret ve sorumluluğunu duyacak ve Cumhuriyet tacını ebediyete dek gurur ve şerefle taşıyacaktır.
Dün olduğu gibi bugün de büyük devlet olmanın şuur ve haysiyetine sahip olan necip milletimiz; birliğinin önüne geçmeye, geleceğini ve geçmişini karartmaya teşebbüs edenlerin hesaplarını daima hezimete uğratmıştır ve uğratacaktır. Zira İstiklal Harbimizi zafere taşıyan, Cumhuriyetimize hayat veren ruh, tıpkı 95 yıl önce olduğu gibi bugün de dipdiri yaşamaktadır.
Bu düşüncelerle Cumhuriyetimizin 95. kuruluş yıl dönümünü ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’mızı en kalbî duygularımla kutluyorum.